BLOGKeskin

okul

 

Türkiye'de Milli Eğitim'de son birkaç yıl boyunca yapılan değişikliklerin niteliklerine bakılmaksızın sırf "biz hükümet olarak eğitimde de değişiklikler yaptık" sloganı için mi uğraşılıyor, anlamak mümkün değil.

Okullarda kılık kıyafet konusunda getirilen yeni yönetmelik hususunda ciddi ve eğitim alanında bilimsel olarak da gerekliliği ispatlı kuralların sunulması gerekmez miydi? Bu konuda yazıp çizen birçok yazarın yazılarının sonunda "hep birlikte bu yönetmeliğin okullarda nasıl karşılanacağını bakıp göreceğiz" diyerek öğrenci üzerinde olumsuzca yaşanabilecek bir deneyimin neticelerini hafife almalarını da anlamış değilim. Zira insan hayatını önemsemek sadece batıya has inceliklerden biri olmamalıydı.

Gerçi bu konuda ülkemizde yaşanan haksızlıkların yelpazesi, milli eğitimle sınırlanmayacak ve ülkemizde azımsanmayacak kadar fazladır.

Yapılması düşünülen yeniliklerin pilot okullarda  bir süre gözlemlenmesi ve  sonrasında değerlendirmeleri beklemek belki en az zararla gerçekleştirilebilirdi. Veya her okulun 3-5 alternatif kıyafetle tek tip olma dışında  uygun ve renkli kıyafetler öğrencilere tercih ettirilebilirdi.

Uygulanacak her hangi bir yeniliğin bir öğrencinin dahi hayatında olumsuz sonuçlarının etkisine sebep olabilecek ihtimaller göz ardı edilmemeliydi. Örneğin hemen herkesçe çok düz bir mantıkla yeni yönetmeliğe getirilen; "Fakir öğrencilerin ve başörtülü öğrencinin durumları ne olacak?" gibi eleştiriler asla basitçe geçiştirilecek cinsten olmamalıydı.

Evet, birbirlerinden çok da farklı olarak değerlendirilmedi, öğrenciler için kılık kıyafet serbestiyeti. Çoğunlukla maddi durumlarının iyi olmaması ile öğrencilerin kendi yaşantılarını eksiklik olarak ifşa etmelerindeki çekince dile getirildi. Tablo gerçekten ilk bakışta rahatsız edici duruyor. İkinci sıkıntı da üstte zikrettiğimiz başörtü meselesi.

Ancak direk akla gelen vicdani sesler bir yana sofraya sunulan katık ne ise kanaatsizce de olsa iyimser olmaya çalışarak düşüncelerimizde çözümler arıyoruz.

Sahi ya.

Türkiye'de yaşanan olumsuz gerçeklerle ne kadar erken karşılaşılırsa o denli hazırlıklı olunabilirdi hayata. Mesela öğrencilerin henüz küçük yaşta iken fark etmesi iyi olabilirdi ayırımcılığı, haksızlığı.

Başörtüsünü takamadığı halde istediği şekilde giyinebilen arkadaşını görerek aşağılanma duygusunu daha erken yaşamak ileride  yapılan bu haksızlıklara karşı duruşa kararlılıkla sebep olabilecekti.

Veya yeterince güzel giyinemeyişini arkadaşlarına rağmen kalitesiz ve markasız kıyafetleriyle küçümsenmenin hiç de ahlaki olmayışını üzülerek de olsa yaşayıp daha erken yaşlarda ekonomik ayrıcalıklara karşı mücadele ve fikir yürütme olgunluğu yakalanabilir miydi?  

İleride mağdur olmama açısından daha çok derslere sarılabilirdi mesela.

Neticede okul da bir hayat alanıydı. (Hey Allah'ım! Böyle tokat ata ata şefkat göstermek reva mıydı çocuklara?)

Hayatı erken yaşta olumsuzluklarıyla yaşamak için belki de böylesi yanılgılarla büyükler küçükleri daha erken olgunlaştırıyorlardı, ne dersiniz? Elbette komik. Dramatik hatta. Sopasını gösteren hocanın dersine çalışmak zorunda kalış gibi bir şey.

Onların niyeti neydi kılık kıyafet konusundaki serbestliği sunarken bilinmez ama biz öğrencilerin hayatın olumsuzluklarını erkenden görmeleri gerektiğini düşünmeye başladık bile.

Öğretmenlere burada büyük görev düşüyor her zaman olduğu gibi. Öğrencilere aşağılanma hislerine karşı  bilinçli telkinlerle mücadele etme ve hayatın üstesinden gelebilme yollarını öğretmeli ve geleceğin dünyasını  temiz vicdanlarıyla değişmeleri ve söz hakkının kendilerine verilince tüm olumsuzlukları yaşamış öğrenciler olarak en iyisini yapmaları gerektiğine inandırılmalıydılar.

Gidişat onu gösteriyor.

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=